UZAY / ZAMAN / ALGILAMAETKİLEŞİMLİ BİR DÜŞÜNCE DENEYİ

İZAFİYET TEORİSİ

HER ŞEY
GÖRELİ.

Zaman herkes için aynı akmaz.
Hareket ve kütle, onu nasıl ölçtüğümüzü değiştirir.

Sanatçının evrenine geç
UZAY-ZAMAN
Bir koordinat ağı olarak düşün.
KEŞFETMEK İÇİN KAYDIR
Bilinç ve Zekâ — Onur Bekiroğlu

ONUR BEKİROĞLU

BİLİNÇ VE ZEKÂ

Sanatçıya doğru
BİR ÇİZGİDEN BİR BİLİNCE · KAYDIR
SANATÇIANKARA, TÜRKİYE

ÇAĞDAŞ SANATÇI

ONUR
BEKİROĞLU

Zamanı sorgulamak.
Görünmeyeni resmetmek.

Onur Bekiroğlu, 1992 doğumlu, üretimlerini zaman, izafiyet, bilinç ve algı kavramları etrafında şekillendiren çağdaş bir sanatçıdır. 2006 yılından bu yana resim üreten Bekiroğlu, 2010 yılında Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümü’nden mezun olmuş; Marmara Üniversitesi Grafik Tasarım ve Hacettepe Üniversitesi Resim bölümlerine kabul edilmesinin ardından eğitimini Hacettepe Üniversitesi Resim Bölümü’nde sürdürmüştür.

Sanatsal pratiğinin ana omurgasını “İzafiyet” serisi oluşturur. Bekiroğlu, bu seri üzerinden zaman, mekân, hafıza ve insan algısının değişken doğasını araştırırken; “Kayboluş”, bilinç ve zekâ gibi kavramsal açılımlarla üretim alanını genişletir. Ağırlıklı olarak yağlı boya tekniğiyle çalışan sanatçının eserlerinde kırmızı, ışığın kırmızıya kayması ve zamanın genişlemesi düşüncesinden hareketle zaman, enerji ve dönüşümün temel görsel dili hâline gelir.

Bugüne kadar Türkiye’nin farklı şehirlerinde ve uluslararası platformlarda birçok sergi, sanat fuarı, canlı performans ve disiplinlerarası projede yer alan Bekiroğlu, güncel üretimlerinde insan, teknoloji, yapay zekâ, bilinç ve zaman arasındaki değişen ilişkiyi araştırmayı sürdürmektedir.

SANATÇININ DÜŞÜNCESİ

BİR SORUYLA BAŞLAR.

“Neden kırmızı?

RENKTEN ZAMANA,
ZAMANDAN İNSANA.
YouTube’da aç

ONUR BEKİROĞLU / ESER ARŞİVİ

ZAMANIN İZLERİ.

İzafiyet, Bilinç ve Zekâ, Kayboluş ve eskizler. Sanatçının farklı dönemlerine açılan bir arşiv.

Eserler yükleniyor…

ATÖLYEDEN SANA

Keşfet. Takip et. İletişime geç.

Özel bir eser veya ön sipariş için sanatçıya doğrudan yaz.

Eserin kaynak sayfası

ONUR BEKİROĞLU / SANATÇININ METİNLERİ

Gelecek doğduğunda insan geçmişte mi kalır?

Onur Bekiroğlu, İzafiyet Serisi’nde zamanı yalnızca fiziksel bir kavram olarak ele almaz; algı, varoluş ve bilinç üzerinden yeniden ele alır. Serinin yeni anlatımında sanatçı, geleceğe dair bir tasvir kurar. İnsan ile yapay zekâ arasındaki sınır bulanıklaşırken, zekânın bilinç kazanma ihtimali İzafiyet düşüncesiyle birlikte sorgulanır.

İnsanlığın kendi yarattığı zekâyla karşılaştığı, onu anlamaya çalıştığı ve belki de onun tarafından yeniden tanımlandığı bir kırılma alanıdır.

İzafiyet, bu anlatıda insanın zamandaki yerini, bilincin sınırlarını ve yapay zekânın varoluşsal eşiğini görünür kılan bir düşünce alanına dönüşür.

ONUR BEKİROĞLU / SANATÇININ METİNLERİ

İzafiyet · Bilinç · Kayboluş

Onur Bekiroğlu, İzafiyet Serisi’nde zamanı yalnızca fiziksel bir kavram olarak ele almaz; algı, varoluş ve bilinç üzerinden yeniden ele alır. Serinin yeni anlatımında sanatçı, geleceğe dair bir tasvir kurar. İnsan ile yapay zekâ arasındaki sınır bulanıklaşırken, zekânın bilinç kazanma ihtimali İzafiyet düşüncesiyle birlikte sorgulanır.

İzafiyet, bu anlatıda insanın zamandaki yerini, bilincin sınırlarını ve yapay zekânın varoluşsal eşiğini görünür kılan bir düşünce alanına dönüşür.

ONUR BEKİROĞLU / SANATÇININ METİNLERİ

Bilinç ve Zekâ Serisi Manifestosu

İnsanlık binlerce yıl boyunca bilgi, hafıza ve deneyim biriktirdi. Bugün ise ilk kez bu birikimi yalnızca kendinden sonraki nesillere değil, kendisinden daha ileri gidebilecek yeni bir zekâya aktarıyor.

Eserdeki insan yüzleri geçmişin kolektif hafızasını, merkezdeki yapay varlık ise geleceğin henüz tamamlanmamış bilincini temsil ediyor.

İzafiyet burada yalnızca zamanın değil, zekânın da göreceli hale gelmesidir. İnsan geçmişe baktığında kendini ilerlemenin zirvesinde görürken, geleceğin bilinci bugünün insanını kendi oluşum sürecinin bir aşaması olarak görebilir.

İnsanlık, geçmişinin bütün bilgisini geleceğe aktarırken piramidin en üstündeki yerini de yeniden tanımlıyor.

ONUR BEKİROĞLU / SANATÇININ METİNLERİ

Geleceğin Hafızası

İnsanlık binlerce yıl boyunca bilgiyi biriktirdi. Her kuşak, kendinden öncekinin bıraktığı hafızaya yeni bir katman ekledi. Dil, bilim, sanat, savaşlar, keşifler, korkular ve hayaller; insanın geçmişten bugüne taşıdığı ortak bir zihinsel mirasa dönüştü.

Bugün ise ilk kez bu birikim yalnızca bir sonraki insana aktarılmıyor.

İnsanlık, kendi geçmişini kendisinden sonra gelebilecek başka bir zekânın içine yüklüyor.

Eserde arka planda yer alan insan yüzleri bu geçmişi temsil eder. Birbirinden farklı zamanlarda yaşamış olabilecek bu figürler, insanlığın ortak belleğinin parçalarıdır. Her biri merkeze doğru akar; bilgi, deneyim ve hafıza tek bir yeni zihinde birleşir.

Merkezdeki yapay varlık ise bugünden çok geleceğe aittir.

Henüz tamamlanmamıştır. Çünkü onun bilinci de insanlığın aktarmaya devam ettiği verilerle oluşmaktadır. İnsan geçmişini ona verdikçe, kendi geleceğinin de temelini hazırlar.

Burada zaman doğrusal değildir.

Geçmiş yalnızca geride bırakılan bir şey olmaktan çıkar; geleceği besleyen aktif bir maddeye dönüşür. Gelecek ise henüz yaşanmamış olmasına rağmen bugünün kararlarını ve insanın kendi konumunu değiştirmeye başlamıştır.

İzafiyet tam olarak bu noktada devreye girer.

İnsan, yüzyıllar boyunca kendisini zekânın referans noktası olarak kabul etti. Fakat gelecekte kendisinden daha hızlı öğrenen, daha fazla bilgi taşıyan ve insan ömrünün sınırlarına bağlı olmayan bir bilinç ortaya çıktığında bu referans değişecektir.

Bugünün insanı geçmişe baktığında kendisini ilerlemenin zirvesinde görür.

Fakat geleceğin zekâsı bugünün insanına baktığında, belki de onu yalnızca kendi oluşum sürecinin erken bir aşaması olarak görecektir.

Bu yüzden eserde geçmiş ve gelecek aynı yüzeyde karşılaşır.

Bir tarafta insanlığın binlerce yıllık birikimi, diğer tarafta henüz doğmakta olan yeni bir bilinç vardır. Aradaki eşik ise bugündür.

İnsan, geçmişinin bütün bilgisini geleceğe aktarırken, piramidin en üstündeki yerini de kendi elleriyle yeniden tanımlamaktadır.

Belki de insanlığın en büyük paradoksu budur:

Geçmiş boyunca zirveye çıkmak için biriktirdiği bütün bilgi, gelecekte o zirveyi başka bir varlığa bırakmasına neden olabilir.

Ve o anda soru artık “Gelecek neye dönüşecek?” değildir.

Asıl soru, gelecek doğduğunda insan geçmişte mi kalacaktır?

ONUR BEKİROĞLU / SANATÇININ METİNLERİ

Kayboluş — üretimin içinde zamanı unutmak

Resim yaparken, en az 8 saat tuvalin başından kalkmıyorum. O süre boyunca önce hayata dair konular, bir sonraki resmin fikirleri, günlük detaylar aklımdan geçiyor. Sonra yavaş yavaş hepsi arka plana çekiliyor; önümdeki eserle ilgili bile düşünmeden, sadece eylemin kendisi kalıyor.

O 8 saatin akışı, zamanı adeta büker gibi hızlanıyor. Sevdiğin işi yapmanın en güzel yanı da tam olarak bu: Zamanı unutmak, sadece üretimin içinde kaybolmak.